Beyaz Tavşan ile Kitapların İçindeki Doğa!

 

Beyaz Tavşan ile sohbetimizi aşağıda okuyabileceğiniz gibi… link’i de inceleyebilirsiniz…

http://blog.redhousekidz.com/2016/02/05/kitaplarin-icindeki-doga/

 

Hem yazar hem çizer Aysun Berktay Özmen’le doğadaki yaşamını, kitaplarını yazma sürecini ve gelecek projelerini konuştuk!

aysun berktay özmen-2

Çocuk kitabı yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri çocuk kitapları yazıyorsunuz?

Doğada yaşadığım süreçte yaşamın biz insanlara en değerli kıldığı şeyi, doğayı ve doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğini bir daha keşfettim. Sadece doğayı ve içinde yaşayan canlıları resimlemenin  bana yetmediğini, yazarak  paylaşmanın önemini vurgulamak  istedim. 2010 tılında Tudem’in düzenlediği “Yaz, Çiz, Boya Kitaba Merhaba!” Resimli Çocuk Kitabı Yarışması’na katıldım. “Bahçıvan Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık” adlı eserimle birinci oldum. Ardından aynı yıl  Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı’nın düzenlemiş olduğu, Okul Öncesi Resimli Çocuk Kitabı Ödülü  “Çevreci Kral Kurbağa” adlı eserime verildi. Ve böylece çocuk edebiyatına adım atmış oldum. “Bahçıvan Köstebek ve Uçan Karınca Kıvırcık” benim ilk kitabım. Yani 2010’dan itibaren resimli çocuk öyküleri yazmaya başladım. Aslında ressam olduğum için yaptığım resimlere bir hikâye uydurmak çok da eğlenceli.

Bir neden de hayvanları doğal ortamlarında çocuklarımla izlerken ve yaptığım hayvan resimlerine hikâyeler uydururken resimlerimi, hikâyelerimi diğer küçük çocuklarla da paylaşma isteğimden olsa gerek.

Hem Mavi Seri hem de Yeşil Seri’de başkarekterlerin hayvanlar olduğunu görüyoruz. Doğa ve hayvanlar alemi gibi temaları tercih etmenizin sebebi nedir? Hikâyeleri yazarken nelerden esinleniyorsunuz?

Hayvanlar çocuklara en yakın varlıklar. Bizim gibi konuşan, bize benzer bir yaşantısı olan, seven, doğuran, yavruyken oyunlar oynayan varlıkları tabii ki en çok çocuklar sever ve onlardan birçok güzel şey öğrenebilirler. Doğanın içinde sürekli yaşamam hayvanlara daha fazla yakınlaşmamı ve onlara olan ilgimi artırdı. Şimdi ise sanki aynı dili konuşuyor gibiyiz. Hiç doğada bir yavru kuşu avucunuzun içinde tutup kalp atışlarını dinleyip sonra  uçmasını izlediğiniz oldu mu? Kedinin mamasını yemeye gelen kirpi ile konuştuğumda o dikenimsi  tüylerini nasıl yatırdığını, yumuşattığını görmek hiç şaşırtıcı değil. Hayvanlar bizi anlıyor aslında, yeterki biz onları anlamak isteyelim. Doğadaki canlılar bana her zaman ilham veriyor, onlara bir karekter vererek hikâyelerimde canlandırmayı, onları bir masal kahramanı yapmayı seviyorum. Mesela Mavi Kış Masalı‘ndaki Sincap Tıkır nasıl mı doğdu?  Geçtiğimiz son yaz, şöminenin içine yavru bir sincap düştü. İsler içinde odunların üzerine sinmiş, korku dolu gözlerle bize bakıyordu. Onu kurtaracak Mini adında bir fındık faresi yoktu etrafta. Keşke olsaydı, dostluk arkadaşlık böylece başlardı. Tabi onu bulunduğu kötü durumdan eşimle ben kurtardım. Minik sincabı aldım annesinin bulunduğu ağaca usulca bıraktım. Koşarak uzaklaştı. İşte böyle, kışın sessizliğinde kalpleri yumuşatacak  tatlı hikâyeler doğabiliyor.

tıkırın çilek günü

Hikâyelerinizi resimlediğinizi biliyoruz. Yazma sürecinizi biraz anlatır mısınız? Bir hikâyeyi önce resimleyip sonradan yazdığınız oluyor mu? Nasıl tamamlanıyor bu süreç?

Bir çocuk kitabının taslağının hazırlık döneminde önce görsel olarak ne yapacağıma karar vermem çok önemli. Bazen bahçedeki bir hayvan davranışlarıyla, karakteriyle canlanıyor gözümün önünde, onun resmini yapıyorum. Düşümdeki karakter resimdeki ile aynı olmalı. Sonra ona yaşantısına uygun bir hikâye kurgulamak ve hikâyeye yeni bireyler eklemek gerekiyor. Bazen de farklı bir süreçten yola çıkabiliyorum. Bir davranış, bir masumiyet, söylenmiş sıradan bir söz bile yazmamı tetikleyebiliyor. Yazma sürecinde de görüntüler dans ediyor kafamın içinde. Kısaca resimli çocuk kitabının yazarı ve çizeri olmanın avantajını yaşıyorum. İlk okuma yaşı kitaplarında resmin önemini her zaman vurgulamak istiyorum. Resimli çocuk kitabı sanat açısından çocuğun içsel dünyasını zenginleştirmeli ve kendi iç dünyasına çekmeli ki çocuğun hayal gücü gelişsin.

Tıkır’ın Mavi Kış Masalı”  ve “Kurbağaya Özenen Tavşan Roka” da suluboya, “Mavi Tutkunu Karga” ve “Sen Bir Robot Değilsin” kolaj tekniğini kullandığınızı görüyoruz. Bir kitapta hangi tekniği kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Bir hikâye, karakterler ya da bir mekan yaratılırken görsel olarak gözümün önünde canlanan karakterleri nasıl ve hangi teknikle resimleyeceğimi de düşünüyorum. Biz ressamların hayalleri biraz farklı herhalde, henüz tasarlanmamış bir projeyi bitmiş haliyle görebiliyoruz. Acrylıc mi, guvaj mı, baskı mı, kolaj mı olacağına hikâye ile birlikte karar vermem yetmiyor, denemeler yapıyorum. Bir örnek vereyim: “Sen Bir Robot Değilsin”de olduğu gibi orada hem suluboya hem de kolaj tekniğini kullandım. Kitapta robotu kolaj teniği ile yaptım. Amacım farklı malzemelerle de neler yapılabileceğini göstermek ve çocukların yaratıcılığını artırmak, özgürlük duygusunun yolunu açmak.

Hikâye beni nereye, hangi resme, hangi tekniğe sürüklüyorsa o tekniği o hikâyeye uygun görüyorum. “Mavi Tutkunu Karga”da olduğu gibi kolaj tekniğinin yarattığı özgürlük duygusunun bu hikâyeye çok yakıştığını söyleyebilirim. “Kış Masalları Serisi” adı altında yeni çıkan üç kitabım daha var onları da kolaj tekniği ile yaptım. Fantastik kurgulara kolaj tekniğini çok yakıştırıyorum. Belki de tablolarımda da kullanıyor olmamdan kaynaklanıyor bu tekniği sevmem. Suluboyadan da vazgeçemiyorum onun tadı başka ve çocuk kitaplarına çok yakışıyor.

İznik Gölü’nün kıyısında bir kır evinde eşinizle ve köpeklerinizle birlikte yaşadığınızdan ve çalışmalarınıza bahçedeki atölyenizde devam ettiğinizden bahsetmiştiniz. Doğayla  böyle iç içe olmak sizi nasıl etkiliyor? Karakterlerinizi resimlerken çevredeki hayvanları gözlemleme şansınız oluyor mu?

Ormanın yanında gölle iç içe bir doğa parçası olan bahçemde sevgili eşimle ve iki köpeğimle, (bir köpeğimi yakın bir zamanda kaybettim) yaşıyor olmam tabii ki mutluluk verici ve masal kitaplarımı yazmamda, resimlememde büyük bir pay sahibi. Yaşadığım sürece bana bahşedilen bu hediyenin değerini kitaplarımla, resimlerimle çocuklara aktararak devam ettirmek istiyorum. Doğa her an değişken bir seyir halinde. Çevredeki hayvanlardan köstebek tünel açma derdinde, kirpi bahçedeki kelek karpuzları yiyor, karınca kilerine tohumları taşıyıp duruyor, sincap bütün cevizleri şimdiden topladı. Ve güzel bir sonbahar gününde başıma gelen bir olay, köpekler havlayınca bahçede bir tuhaflık olduğunu anladım. Ağaçtan düşen bir sincap hiç görmemiştim. Sonradan öğrendim ki omurgaları çok hassas olurmuş sincapların. Düşmelerde çok çabuk zedelenirmiş. Eldivenlerimi giydim ve onu daha rahat edebileceği bir yere yerleştirmeyi düşünürken elimi ısırdı. O kadar korkmuştu ki kalbi küt küt atıyor ve arka ayakları tutmadığından kaçamıyordu. Bir süre baktık ona, önce benden korktu sonra alıştı. Bu arada benim modelim oldu bir sürü eskizini yaptım, bol bol inceleme fırsatı buldum onu. Hayvanların  hepsinin farklı bir karakteri var. Bizimki de biraz hırçın, çok güzel büyülü gözlere sahip ve o kadar da temkinli bir dişi sincaptı. Birgün iyileştiğini fark etti ve bize hoşçakal bile demeden kaçıp gitti. Doğada hergün farklı bir görüntüyle farklı hayvan öyküleri ile karşılaşabiliyorum. Daha bir sürü öykü var sırada kitap olmayı bekleyen.

Bir okur olarak ne tür çocuk kitapları tercih ediyorsunuz? Sizi en çok etkileyen kitaplar hangileri?

Bir yazar olabilmek için önce iyi bir okur olabilmek lazım. Ben de iyi bir çocuk kitabı okuruyum ve resimli kitapları çok seviyorum. İçimdeki çocuk “Durmadan oku” diyor.  İçinde fantastik ögeler taşıyan hikâyeler, masallar ilgimi çekiyor. Düşsel kurgu, masallar, fabl .

Eskimeyen, bıkmadan usanmadan okuduğum, her okuduğumda farklı bir şeyler keşfettiğim başucu kitabım

Antonie De Saint-Exupery – Küçük Prens

Italo Calvino- Afacan Resimler ve İkiye Bölünen Vikot

Tomi Ungerer- The Tree Robbers (Hans Christian Andersen)

Richard Adams- Watership Tepesi

ve tabii ki unutulmayan klasik Beatrix Potter.

Daha birçoğu var. Yerli yazarlarımızın ve çizerlerimizin de birçok okuduğum kitabı var. Birçoğu okunmaya değer yapıtlar.

Aklınızda yeni projeler var mı? Yeni hikâyelerinizde de doğa ve çevre teması üzerine mi yazmayı planlıyorsunuz?

Daha birçok projem var tabii. Kitap projelerim, ben ve doğa var oldukça devam edecektir. Doğa, sevgi, hoşgörü, farklılıklar, dayanışma, kendini keşfetme, aile sevgisi,  arkadaşlık hikâyelerimin ayrılmaz bir  parçası. Teknik, mekân, karakterler farklı olsa da hikâyelerimin içinde her zaman doğadan bir parça, sevgi ve hoşgörü olacaktır.

Teşekkürler!

 

Reklamlar

2 responses to “Beyaz Tavşan ile Kitapların İçindeki Doğa!

  1. Yaşadıklarını ve hayal ettiklerini harmanlayıp yapıtlar oluşturmak ve oluşturulanlarla küçüklerin kafasında küçük bir pencere açmak kişiye büyük doyum veriyordur.Tebrik ederim, kendinizi iyi ifade etmişsiniz.Sevgiyle ve sevgililerinizle kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s